Kırık ve Travma Cerrahisi
Kırık ve travma cerrahisi; düşme, trafik kazası, spor yaralanması, iş kazası, doğrudan darbe veya yüksek enerjili travmalar sonucunda kas-iskelet sisteminde meydana gelen yaralanmaların tanı ve tedavisiyle ilgilenen ortopedi alanıdır.

Travma yalnızca kemik kırığı anlamına gelmez. Yaralanma sırasında eklemler, bağlar, tendonlar, kaslar, sinirler, damarlar ve cilt gibi çevre dokular da etkilenebilir. Bu nedenle travma hastasının değerlendirilmesinde yalnızca kırık kemiğe değil, ilgili uzvun dolaşımına, sinir fonksiyonlarına, yumuşak dokularına ve eklem bütünlüğüne de bakılması gerekir.
Tedavinin temel amacı; kırığı uygun pozisyonda kaynatmak, eklem yüzeyini korumak, ağrıyı azaltmak ve hastanın yaralanan bölgesini mümkün olan en iyi hareket ve fonksiyonla yeniden kullanabilmesini sağlamaktır.
Kırık Nedir?
Kırık, kemiğin bütünlüğünün kısmen veya tamamen bozulmasıdır. Kemikte yalnızca ince bir çatlak oluşabileceği gibi kemik birden fazla parçaya da ayrılabilir.
Kırıklar çoğunlukla düşme, çarpma, trafik kazası veya spor yaralanması gibi travmalar sonucunda meydana gelir. Bununla birlikte kemik erimesi, kemik tümörleri veya kemiği zayıflatan bazı hastalıklar nedeniyle çok daha hafif bir kuvvetle de kırık oluşabilir.
Tekrarlayan yüklenmelere bağlı gelişen küçük kemik hasarları ise stres kırığı olarak adlandırılır. Stres kırıkları özellikle koşucular, yoğun antrenman yapan sporcular ve aktivite düzeyini kısa sürede artıran kişilerde görülebilir.
Kırık Çeşitleri Nelerdir?
Kırıklar, yaralanmanın şekline ve kemikte oluşturduğu hasara göre farklı gruplara ayrılır.
Kapalı kırık
Kemik kırılmıştır ancak kırık bölgesinin üzerindeki cilt bütünlüğü korunmuştur. Kapalı kırıklarda dış ortamla temas olmadığı için enfeksiyon riski açık kırıklara göre daha düşüktür.
Açık kırık
Kırık bölgesinde cilt bütünlüğü bozulmuştur ve kırık hattı dış ortamla temas eder. Kemiğin ciltten dışarı çıkması şart değildir; kırık bölgesine ulaşan küçük bir yara da açık kırık anlamına gelebilir.
Açık kırıklar enfeksiyon, kemik kaynamasında gecikme ve yumuşak doku hasarı bakımından daha risklidir. Bu nedenle acil değerlendirme ve tedavi gerektirir.
Parçalı kırık
Kemiğin ikiden fazla parçaya ayrıldığı kırıklardır. Genellikle yüksek enerjili yaralanmalar sonucunda oluşur ve çevredeki yumuşak dokular da etkilenebilir.
Yer değiştirmiş kırık
Kırılan kemik parçalarının normal anatomik hizasından uzaklaştığı kırıklardır. Kemik uzunluğunda kısalma, açılanma veya dönme meydana gelebilir.
Yer değiştirmemiş kırık
Kemikte kırık bulunmasına rağmen parçaların anatomik dizilimi büyük ölçüde korunmuştur. Uygun hastalarda alçı, atel veya ortezle takip edilebilir.
Eklem içi kırık
Kırık hattının eklem yüzeyine uzandığı yaralanmalardır. Eklem yüzeyindeki düzensizlik ilerleyen dönemde hareket kısıtlılığına ve travma sonrası kireçlenmeye neden olabileceği için dikkatle değerlendirilmelidir.
Çökme kırığı
Kemiğin bir bölümünün içeri doğru çöktüğü kırıklardır. Omurga kemiklerinde, diz çevresinde ve bazı eklem yüzeylerinde görülebilir.
Kopma kırığı
Bir tendon veya bağın kemiğe yapıştığı bölgeden küçük bir kemik parçasını çekerek koparması sonucunda oluşur. Spor yaralanmalarında daha sık görülebilir.
Stres kırığı
Kemiğin tekrarlayan yüklenmelere maruz kalması sonucunda gelişen küçük çatlaklardır. Ağrı genellikle aktivite sırasında artar ve dinlenmeyle azalır.
Patolojik kırık
Kemik erimesi, enfeksiyon, tümör veya kemiği zayıflatan başka bir hastalık nedeniyle normalde kırık oluşturmayacak kadar düşük bir kuvvetle meydana gelen kırıklardır.
Çocukluk çağı kırıkları
Çocukların kemik yapısı erişkinlerden farklıdır. Yeşil ağaç kırığı ve büyüme plağı yaralanması gibi çocuklara özgü kırık tipleri görülebilir. Büyüme plağını etkileyen yaralanmalar ilerleyen dönemde uzuv uzunluğu veya şekli üzerinde etkili olabileceği için düzenli takip gerektirebilir.
Kırık ve Travmaya Neden Olan Durumlar
Ortopedik travmalar farklı mekanizmalar sonucunda ortaya çıkabilir:
- Ev, sokak veya iş yerinde düşme
- Trafik kazaları
- Spor sırasında çarpışma veya ters hareket
- Yüksekten düşme
- İş kazaları
- Ağır bir cismin uzuv üzerine düşmesi
- Ayağın veya elin sıkışması
- Doğrudan darbe
- Ateşli silah veya kesici alet yaralanmaları
- Kemik erimesine bağlı düşük enerjili düşmeler
- Yoğun ve tekrarlayan sportif yüklenmeler
- Elektrikli alet veya makine yaralanmaları
Yaralanmanın enerjisi arttıkça kemik dışında kas, tendon, bağ, sinir, damar ve cilt hasarı görülme olasılığı da artar.
Kırık Belirtileri Nelerdir?
Kırık belirtileri yaralanan kemiğe ve kırığın şiddetine göre değişebilir. En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
- Ani başlayan şiddetli ağrı
- Şişlik
- Morarma
- Hareket kısıtlılığı
- Üzerine basamama
- Yaralanan kolu veya bacağı kullanamama
- Şekil bozukluğu
- Kısalık veya dönüklük
- Dokunmakla hassasiyet
- Hareket sırasında sürtünme hissi
- Açık yara veya kanama
- Uyuşma ve karıncalanma
- Parmaklarda solukluk, morarma veya soğukluk
Her kırık belirgin şekil bozukluğu oluşturmaz. Özellikle yer değiştirmemiş kırıklar, stres kırıkları ve bazı el veya ayak bileği kırıkları burkulmayla karıştırılabilir. Yaralanma sonrasında devam eden ağrı, şişlik veya uzvu kullanamama varsa tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Travma Sonrasında İlk Müdahale Nasıl Olmalıdır?
Kırık şüphesi bulunan bölge gereksiz yere hareket ettirilmemelidir. Yaralanan uzuv bulunduğu pozisyonda desteklenmeli ve mümkünse geçici olarak sabitlenmelidir.
İlk müdahalede genel olarak:
- Yaralı güvenli bir alana alınmalı,
- Hayati tehlike oluşturabilecek durumlar kontrol edilmeli,
- Kırık bölgesi zorlanmamalı,
- Görülen şekil bozukluğu düzeltilmeye çalışılmamalı,
- Açık yara temiz bir bez veya pansumanla kapatılmalı,
- Aktif kanama varsa temiz bir bezle kontrollü bası uygulanmalı,
- Yaralı bölgedeki yüzük, saat ve sıkı aksesuarlar çıkarılmalı,
- Buz doğrudan cilde temas ettirilmeden kısa aralıklarla uygulanmalı,
- Yaralı uzva yük verilmemeli,
- Gerekli durumlarda acil yardım çağrılmalıdır.
Ciltten dışarı çıkan kemik parçası içeri itilmeye çalışılmamalıdır. Yaralının bilinç, solunum veya dolaşım sorunu varsa öncelik kırık değil, hayati fonksiyonların korunmasıdır.
Hangi Durumlarda Acil Başvuru Gerekir?
Aşağıdaki durumlardan biri varsa hasta gecikmeden acil servise götürülmelidir:
- Açık kırık veya kemik görünmesi
- Kontrol edilemeyen kanama
- Belirgin şekil bozukluğu
- Uzuvda kısalma veya anormal dönme
- Parmaklarda morarma, solukluk veya soğukluk
- Nabzın alınamaması
- Ani his veya hareket kaybı
- Şiddeti giderek artan ağrı
- Hızla artan ve gergin şişlik
- Yüksekten düşme
- Trafik kazası
- Baş, omurga, göğüs veya pelvis yaralanması şüphesi
- Bilinç kaybı
- Birden fazla bölgede yaralanma
- Çocuk veya ileri yaştaki hastada ciddi travma
Travma sonrasında ağrının beklenenden fazla olması, kaslarda gerginlik ve uyuşma gelişmesi kompartman sendromu açısından önem taşıyabilir. Kompartman sendromunda kasların bulunduğu kapalı alandaki basınç tehlikeli düzeylere çıkar ve acil tedavi edilmezse kas ve sinirlerde kalıcı hasar oluşabilir.
Kırık ve Travma Hastası Nasıl Değerlendirilir?
Travma hastasının değerlendirilmesi yaralanmanın şiddetine göre aşamalı olarak gerçekleştirilir.
Yaralanma öyküsü
Hastanın nasıl yaralandığı, darbenin yönü, yaralanmanın zamanı, uzuv üzerine yük verip veremediği ve ilk müdahalenin nasıl yapıldığı öğrenilir.
Yüksek enerjili travmalarda yalnızca ağrı bulunan bölgeye odaklanılmaz. Başka bölgelerde eşlik eden yaralanmalar bulunabileceği için hasta bütün olarak değerlendirilir.

Fizik muayene
Muayene sırasında:
- Şişlik ve morarma
- Şekil bozukluğu
- Cilt ve açık yara durumu
- Eklem hareketleri
- Kemik hassasiyeti
- Kas ve tendon fonksiyonları
- Damar dolaşımı
- Nabızlar
- Sinir duyusu
- Parmak hareketleri
kontrol edilir.
Yaralanan uzvun alt bölümündeki dolaşım ve sinir fonksiyonlarının değerlendirilmesi, tedavi planının önemli bir parçasıdır.
Röntgen
Kırıkların tanısında en sık kullanılan görüntüleme yöntemi röntgendir. Kemiğin farklı açılardan görüntülenmesi, kırığın yeri ve parçaların pozisyonu hakkında bilgi verir.
Bilgisayarlı tomografi
Eklem içi, parçalı, omurga, pelvis ve karmaşık kırıklarda kemik yapısını daha ayrıntılı değerlendirmek için kullanılabilir. Cerrahi planlamaya yardımcı olabilir.
Manyetik rezonans görüntüleme
Röntgende görülmeyen bazı kırıkların yanı sıra bağ, tendon, kıkırdak ve kas yaralanmalarının değerlendirilmesinde kullanılabilir.
Damar görüntülemeleri
Damar yaralanmasından şüphelenilen durumlarda Doppler ultrasonografi veya bilgisayarlı tomografi anjiyografi gibi yöntemlere başvurulabilir.
Kırık Tedavisi Nasıl Planlanır?
Kırık tedavisi her hastada aynı değildir. Tedavi kararı verilirken şu faktörler değerlendirilir:
- Kırığın bulunduğu kemik
- Kırığın ekleme uzanıp uzanmadığı
- Kemik parçalarının yer değiştirme derecesi
- Kırığın açık veya kapalı olması
- Yumuşak doku hasarı
- Damar ve sinir yaralanması
- Hastanın yaşı
- Kemik kalitesi
- Hastanın genel sağlık durumu
- Mesleği ve aktivite seviyesi
- Eşlik eden diğer yaralanmalar
Tedavinin amacı kemiği yalnızca kaynatmak değil, doğru uzunlukta, uygun açıda ve mümkün olduğunca anatomik pozisyonda iyileştirmektir.
Ameliyatsız Kırık Tedavisi
Yer değiştirmemiş, stabil veya kapalı yöntemle uygun pozisyona getirilebilen bazı kırıklar ameliyatsız tedavi edilebilir.
Atel tedavisi
Yaralanmanın ilk döneminde şişlik gelişebileceği için sıklıkla atel kullanılır. Atel, kırık bölgesini desteklerken şişlik için belirli bir alan bırakır.
Alçı tedavisi
Kırığın uygun pozisyonda iyileşmesini sağlamak amacıyla kullanılabilir. Alçı süresi kırığın bulunduğu bölgeye, hastanın yaşına ve iyileşme durumuna göre değişir.
Ortez veya yürüme botu
Bazı ayak ve ayak bileği kırıklarında, bağ yaralanmalarında veya iyileşmenin belirli aşamalarında çıkarılabilir ortezlerden yararlanılabilir.
Kapalı redüksiyon
Yer değiştirmiş bazı kırıklarda ameliyat kesisi yapılmadan kemik parçaları uygun pozisyona getirilir. Daha sonra bu pozisyon alçı veya atelle korunur.
Ameliyatsız tedavi uygulanan hastalarda düzenli röntgen kontrolleri önemlidir. Başlangıçta uygun görünen kırık parçaları şişlik azaldıkça veya kasların çekme kuvvetiyle yeniden yer değiştirebilir.
Kırık Ameliyatı Ne Zaman Gerekebilir?
Aşağıdaki durumlarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir:
- Açık kırıklar
- Eklem yüzeyine uzanan ve yer değiştirmiş kırıklar
- Kapalı yöntemle düzeltilemeyen kırıklar
- Alçı içerisinde pozisyonu korunamayan kırıklar
- Damar veya sinir yaralanmasının eşlik ettiği durumlar
- Birden fazla parçaya ayrılmış kırıklar
- Kemik kaybının bulunduğu yaralanmalar
- Çoklu travma
- Kaynamayan kırıklar
- Yanlış pozisyonda kaynamış kırıklar
- Bazı kalça, uyluk, diz, ayak bileği ve dirsek çevresi kırıkları
- Hastanın erken hareket etmesinin önemli olduğu durumlar
Cerrahi tedavide amaç kemik parçalarını uygun pozisyona getirerek iyileşme süresince bu pozisyonu korumaktır.
Kırık Cerrahisinde Kullanılan Yöntemler
Plak ve vida uygulamaları
Kırık parçaları anatomik pozisyona getirildikten sonra kemiğin yüzeyine yerleştirilen plak ve vidalarla sabitlenebilir.
Kemik içi çivi
Özellikle uyluk ve kaval kemiği gibi uzun kemiklerin kanalına yerleştirilen çivilerle kırık sabitlenebilir.
Tel ve pin uygulamaları
El, el bileği, ayak, dirsek ve çocukluk çağı kırıkları gibi bazı yaralanmalarda kullanılabilir.
Eksternal fiksatör
Kemiğe yerleştirilen pinlerin vücut dışındaki bir sistemle birleştirilmesi esasına dayanır. Ciddi açık kırıklarda, ileri yumuşak doku hasarında, enfeksiyon varlığında veya geçici sabitleme amacıyla tercih edilebilir.
Protez uygulamaları
Özellikle ileri yaştaki bazı kalça, omuz ve dirsek çevresi kırıklarında, kırık kemiğin onarılması yerine hasarlı eklem bölümünün protezle değiştirilmesi gerekebilir.
Kemik grefti
Kemik kaybı, kaynama gecikmesi veya kaynamama durumlarında hastanın kendi kemiğinden ya da uygun kemik grefti materyallerinden yararlanılabilir.
İç tespit yöntemleri kemiklerin uygun pozisyonda tutulmasına yardımcı olarak bazı hastalarda yanlış kaynama ve kaynamama riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Açık Kırıkların Tedavisi
Açık kırıklar ortopedik acil durumlar arasında yer alır. Tedavide yaranın özellikleri, kırığın tipi, yumuşak doku kaybı, kirlenme derecesi ve damar-sinir durumu değerlendirilir.
Tedavi sürecinde:
- Antibiyotik başlanması,
- Tetanoz durumunun değerlendirilmesi,
- Yaranın cerrahi olarak temizlenmesi,
- Canlılığını kaybetmiş dokuların çıkarılması,
- Kırığın geçici veya kalıcı olarak sabitlenmesi,
- Gerekirse damar, sinir ve tendonların onarılması,
- Cilt ve yumuşak doku kayıplarının kapatılması
gerekebilir.
Bazı ciddi açık kırıklarda ortopedi, plastik cerrahi ve damar cerrahisi gibi farklı branşların birlikte çalışması gerekebilir.
Kırık Ne Kadar Sürede Kaynar?
Kırığın kaynama süresi sabit değildir. Yaralanan kemiğe, kırığın tipine, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişir.
Kaynama süresini etkileyebilecek faktörler şunlardır:
- Kırığın bulunduğu bölge
- Kemiğin kanlanması
- Kırığın açık veya kapalı olması
- Yumuşak doku hasarı
- Enfeksiyon
- Sigara kullanımı
- Diyabet
- Dolaşım bozukluğu
- Kemik erimesi
- Beslenme durumu
- Kullanılan ilaçlar
- Tedaviye uyum
- Kırık bölgesine erken ve kontrolsüz yük verilmesi
Röntgende kaynama görülmesi ile uzvun eski gücüne ve hareketine kavuşması aynı şey değildir. Kas gücü, denge, eklem hareketleri ve günlük yaşam fonksiyonlarının geri kazanılması daha uzun sürebilir.
Kaynama Gecikmesi ve Kaynamama Nedir?
Kırığın beklenen süreden daha uzun zamanda iyileşmesine kaynama gecikmesi denir. Kemiğin iyileşme sürecinin durması ve kırığın birleşmemesi ise kaynamama olarak adlandırılır.
Kaynamama gelişiminde:
- Yetersiz kanlanma
- Enfeksiyon
- Kırık uçlarında aşırı hareket
- Büyük kemik kaybı
- Ciddi yumuşak doku hasarı
- Sigara kullanımı
- Kontrolsüz diyabet
- Beslenme bozukluğu
etkili olabilir.
Tedavide kırığın yeniden sabitlenmesi, enfeksiyonun temizlenmesi, kemik grefti uygulanması veya sabitleme yönteminin değiştirilmesi gerekebilir.
Yanlış Kaynama Nedir?
Kırığın uygun olmayan açı, uzunluk veya dönüklükle iyileşmesine yanlış kaynama denir.
Yanlış kaynama sonucunda:
- Uzuvda şekil bozukluğu
- Bacak uzunluk farkı
- Yürüme bozukluğu
- Eklem hareketlerinde kısıtlanma
- Ağrı
- Komşu eklemlerde aşırı yüklenme
- Fonksiyon kaybı
görülebilir.
Belirgin fonksiyon kaybına neden olan yanlış kaynamalarda kemik cerrahi olarak yeniden kesilip düzeltilerek uygun pozisyonda sabitlenebilir.
Travma Sonrası Eklem Sertliği
Kırık ve eklem yaralanmalarından sonra ağrı, şişlik, uzun süre hareketsiz kalma veya eklem çevresindeki yapışıklıklar nedeniyle hareket kısıtlılığı gelişebilir.
Eklem sertliğinin önlenmesinde:
- Uygun zamanda harekete başlanması
- Ödemin kontrol edilmesi
- Fizik tedavi ve rehabilitasyon
- Kas gücünün korunması
- Hastanın ev egzersizlerine uyumu
önemlidir.
Ancak her kırıkta erken hareket uygun olmayabilir. Hareket ve yük verme zamanı kırığın stabilitesine ve uygulanan tedaviye göre doktor tarafından belirlenmelidir.
Kırık Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Rehabilitasyon, kırık tedavisinin önemli bir parçasıdır. Uzun süre hareketsiz kalan kaslarda güç kaybı, eklemlerde sertlik ve denge bozukluğu gelişebilir.
Kişiye özel rehabilitasyon programında:
- Eklem hareket açıklığı egzersizleri
- Kas kuvvetlendirme
- Ödem kontrolü
- Yürüme eğitimi
- Denge ve koordinasyon çalışmaları
- El becerilerini geliştiren egzersizler
- Günlük yaşama dönüş çalışmaları
- Spora veya işe dönüş programları
yer alabilir.
Hastanın röntgen görüntülerinde kaynama belirtileri görülmeden kırık bölgesine kontrolsüz yük vermesi, kemik parçalarının yer değiştirmesine veya tespit materyallerinin zorlanmasına neden olabilir. Bu nedenle yük verme düzeyi doktorun önerisine göre artırılmalıdır.
Alçı Kullanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Alçı veya atel uygulanan hastalar aşağıdaki noktalara dikkat etmelidir:
- Alçı kuru tutulmalıdır.
- Alçının içerisine kaşıma amacıyla herhangi bir cisim sokulmamalıdır.
- İlk günlerde uzuv mümkün olduğunca yukarıda tutulmalıdır.
- Serbest bırakılan parmaklar düzenli olarak hareket ettirilmelidir.
- Alçı üzerine doktor izin vermeden basılmamalıdır.
- Alçı gevşer, kırılır veya ıslanırsa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Aşağıdaki belirtilerde beklenmeden kontrol yapılmalıdır:
- Giderek artan ağrı
- Parmaklarda uyuşma
- Parmakların morarması veya beyazlaşması
- Parmaklarda soğukluk
- İleri derecede şişlik
- Alçının aşırı sıkması
- Alçı altından kötü koku veya akıntı gelmesi
- Parmakları hareket ettirememe
- Ateş
Kırık Cerrahisinin Olası Riskleri
Her cerrahi işlemde olduğu gibi kırık ameliyatlarında da bazı riskler bulunmaktadır:
- Enfeksiyon
- Kanama
- Damar veya sinir yaralanması
- Yara iyileşmesi problemi
- Eklem sertliği
- Kaynama gecikmesi
- Kaynamama
- Yanlış kaynama
- Tespit materyallerinde gevşeme veya kırılma
- Pıhtı oluşumu
- Kronik ağrı
- Travma sonrası kireçlenme
- Tekrar ameliyat gereksinimi
Risklerin görülme olasılığı kırığın tipine, yaralanmanın şiddetine, hastanın genel sağlık durumuna ve uygulanan tedaviye göre değişebilir.
Kırık Sonrası Beslenme ve Yaşam Tarzı
Kemik iyileşmesi için dengeli beslenme önemlidir. Yeterli protein, kalsiyum, D vitamini ve diğer temel besinlerin alınması gerekir. Ancak doktor önerisi olmadan yüksek doz vitamin veya takviye kullanılmamalıdır.
Sigara, kemik ve yumuşak dokuların kanlanmasını olumsuz etkileyerek iyileşmenin gecikmesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle kırık tedavisi süresince ve mümkünse kalıcı olarak sigaranın bırakılması önerilir.
Diyabet, damar hastalıkları ve kemik erimesi gibi ek sağlık sorunlarının kontrol altında tutulması da iyileşme süreci açısından önem taşır.
İleri Yaşta Kırıklar
İleri yaşta kemik yoğunluğunun azalması nedeniyle basit düşmeler sonrasında kalça, el bileği, omuz ve omurga kırıkları meydana gelebilir. Osteoporoz kemikleri daha kırılgan hâle getirerek kırık riskini artırır.
İleri yaştaki hastalarda kırığın tedavisi kadar hastanın yeniden hareketlendirilmesi de önemlidir. Uzun süre yatağa bağımlı kalmak kas kaybı, akciğer problemleri, bası yaraları ve damar pıhtısı riskini artırabilir.
Düşük enerjili bir düşme sonrasında kırık gelişen hastalarda kemik yoğunluğunun ve osteoporoz riskinin ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Çocuklarda Kırık ve Travma Tedavisi
Çocuk kemikleri büyümeye devam ettiği için erişkin kemiklerinden farklı özelliklere sahiptir. Bazı kırıklar çocuklarda hızlı iyileşebilirken, büyüme plağını etkileyen yaralanmalar özel takip gerektirir.
Çocuklarda:
- Kırığın büyüme plağıyla ilişkisi
- Kemikteki açılanma
- Çocuğun yaşı
- Kalan büyüme potansiyeli
- Eklem yüzeyinin etkilenip etkilenmediği
tedavi kararında önemlidir.
Çocukluk çağı kırıklarının önemli bölümü alçı veya atelle tedavi edilebilir. Ancak belirgin yer değiştirme, eklem içi uzanım, açık kırık veya damar-sinir hasarı bulunan durumlarda cerrahi gerekebilir.
Spora ve Günlük Yaşama Dönüş
Hastanın kendisini iyi hissetmesi, kırığın tamamen iyileştiği anlamına gelmez. Spora, işe veya ağır fiziksel aktiviteye dönüş kararı verilirken:
- Röntgende kemik kaynaması
- Ağrı durumu
- Eklem hareket açıklığı
- Kas gücü
- Denge
- Yapılan sporun veya işin özellikleri
birlikte değerlendirilir.
Erken dönemde kontrolsüz yüklenme yeniden yaralanmaya, kırığın yer değiştirmesine veya kullanılan implantların zarar görmesine yol açabilir. Spora dönüş kademeli olarak ve kişiye özel planlanmalıdır.
Kırık ve Travma Cerrahisi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Her kırık ameliyat gerektirir mi?
Hayır. Yer değiştirmemiş ve stabil kırıkların önemli bir bölümü alçı, atel veya ortezle tedavi edilebilir. Ameliyat kararı kırığın yeri, tipi, eklemle ilişkisi ve hastanın özelliklerine göre verilir.
Kırık olduğu hâlde hareket mümkün olabilir mi?
Evet. Bazı kırıklarda hasta yaralanan bölgeyi kısmen hareket ettirebilir veya üzerine basabilir. Hareket edebilmek kırık olmadığı anlamına gelmez.
Çatlak ile kırık farklı mıdır?
Halk arasında “çatlak” olarak ifade edilen durum da kemiğin bütünlüğünün bozulduğu bir kırık çeşididir. Tedavi gerekip gerekmediği çatlağın bulunduğu bölgeye ve özelliklerine göre belirlenir.
Kırık kaç günde kaynar?
Tek bir süre vermek doğru değildir. Bazı küçük kemik kırıkları birkaç haftada iyileşirken büyük kemik, açık veya parçalı kırıklarda süreç aylar sürebilir.
Plak ve vidalar mutlaka çıkarılır mı?
Hayır. Şikâyete yol açmayan ve uygun durumda bulunan implantların rutin olarak çıkarılması gerekmeyebilir. Çıkarma kararı hastanın yaşı, kırığın yeri, implantın durumu ve oluşturduğu şikâyetlere göre verilir.
Kırık ameliyatından sonra hemen yürünür mü?
Yük verme zamanı kırığın yerine ve kullanılan sabitleme yöntemine göre değişir. Bazı hastalar erken dönemde kontrollü yük verebilirken bazı kırıklarda belirli bir süre hiç yük verilmemesi gerekir.
Alçı çıktıktan sonra ağrı ve şişlik normal midir?
Uzun süre hareketsizliğe bağlı olarak bir miktar sertlik, güçsüzlük ve şişlik görülebilir. Ancak giderek artan ağrı, kızarıklık, ısı artışı veya ileri hareket kaybı varsa kontrol gerekir.
Kırık sonrası fizik tedavi gerekli midir?
Her hastanın ihtiyacı aynı değildir. Eklem çevresi kırıkları, uzun süreli hareketsizlik, ciddi kas kaybı veya hareket kısıtlılığı bulunan hastalarda fizik tedavi ve rehabilitasyon önerilebilir.
Sonuç
Kırık ve travma cerrahisinde başarılı bir tedavi yalnızca kemiğin kaynamasıyla sınırlı değildir. Kemiğin doğru pozisyonda iyileşmesi, eklem hareketlerinin korunması, kas gücünün geri kazanılması ve hastanın günlük yaşamına güvenli şekilde dönmesi hedeflenir.
Her kırığın yapısı ve her hastanın ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle tedavi; yaralanmanın şekli, kırığın özellikleri, çevre dokuların durumu, hastanın yaşı ve genel sağlık koşulları dikkate alınarak kişiye özel planlanmalıdır.
Travma sonrasında belirgin ağrı, şişlik, hareket kaybı, şekil bozukluğu veya uzuv üzerine basamama gibi şikâyetler bulunuyorsa kırık olasılığı açısından ortopedi ve travmatoloji değerlendirmesi yapılmalıdır.
Op. Dr. Burak Demirkıran
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve kişisel tedavi önerisi yerine geçmez. Kırık ve travma tedavisi; muayene, görüntüleme bulguları ve hastanın genel durumu değerlendirilerek planlanmalıdır.